içimden geldi de..
5 Eylül 2008 Cuma
9 Temmuz 2008 Çarşamba
Bilmemne, bilmem nerede!
Hiç anlamamışımdır şu gazetelerin sallamasyon haberlerini. Yok Ronaldo, Adriano veya Baptista buraya gelcekmiş pehhh! Neyse günün birinde bi gazete kewell falan yazsa onu da bu kategoriye koyardım ama inanılmaz bişi oldu ve Harry Kewell Galatasaray a geldi. Öncelikle bu gazete değil resmen bir FM transferi. Yönetim bakmış Harry nin profiline bakmış altta Approach to sign yazıyor basmış parayı + işareti kayboluncaya kadar ve sonunda "Set to sign"a accept diyip işi bitirmişler. Neyse Fenerbahçe de Make an offer yoluyla parayı basarak Güiza yı aldı. Neyse "History" lerinde bu yıl sonunda neler yazacak merak içinde bekliyoruz.
Ha bu arada İspanya nın güzide fotomaç ı "Marca" ve "As" Baptista yı sallamışlar ama Adnan Polat ne ara İspanya ya gitti gözümüzden kaçırdık hayret. Bu büyük asparagas (bence) dan sonra Fotomaç boş durmayıp Eto'o yu Fener e getirmiş. Bakalım kim daha büyük sallayacak Messi nin adı Fener le anılır mı acaba?
Bu arada Goal.com da en saçma transfer haberlerinden biri Hakan Yakın'ın katar ilişkilendirilmesi idi oldu bakalım daha başka sürprizler olacak mı?
Ha bu arada İspanya nın güzide fotomaç ı "Marca" ve "As" Baptista yı sallamışlar ama Adnan Polat ne ara İspanya ya gitti gözümüzden kaçırdık hayret. Bu büyük asparagas (bence) dan sonra Fotomaç boş durmayıp Eto'o yu Fener e getirmiş. Bakalım kim daha büyük sallayacak Messi nin adı Fener le anılır mı acaba?
Bu arada Goal.com da en saçma transfer haberlerinden biri Hakan Yakın'ın katar ilişkilendirilmesi idi oldu bakalım daha başka sürprizler olacak mı?
15 Haziran 2008 Pazar
Total Turuncu
Sneijder orta yapmıyo, van Nistelrooy tırt vuruşlar yapıyo ama bu hollandalılar yine kazanıyor. Diyecek fazla bir şey yok önüne yumak konulmuş kedi gibiydi Fransa. Saçma sapan bir sürü atak yaptılar ama o yumağı alt edemediler sonuçta başı dönmüş rakibine gol atmakta zorlanmadı Hollanda ve 4 golle uğurladı Fransızları.
Sneijder Ajax' ta yeni yeni oymaya başlarken " Kim bu çocuk yaa ?" demiştim. Kendini sağ ve sol ayağı , oyun görüşü , tipi ve golleriyle tanıttı önce, sonra bu yaptıklarının üstüne sürekli bir şeyler ekledi. Şimdi Real Madrid li yıldız olarak lanse ediliyor. Bu müthiş velet daha uzun yıllar adından söz ettirecek gibi (bakalım frikik golü de atabilecek mi?).
Hollanda harika Futbol oynamıyor belki ama iyi pas yapıp rakibi çok iyi afallatıyorlar. Van Nistelrooy vasat oyununa rağmen Van der Sar'ın , Sneijder'in, Kuyt'ın, Robben'in, Engelaar' ın ve tabi ki van Bronckhorst' un harika oyunları Hollanda yı turnuva nın en iyi ekibi yapıyor. Yedek kulubesinde yosun tutan Huntelaar ı umarım 1 kez de olsa izleriz.
Sneijder Ajax' ta yeni yeni oymaya başlarken " Kim bu çocuk yaa ?" demiştim. Kendini sağ ve sol ayağı , oyun görüşü , tipi ve golleriyle tanıttı önce, sonra bu yaptıklarının üstüne sürekli bir şeyler ekledi. Şimdi Real Madrid li yıldız olarak lanse ediliyor. Bu müthiş velet daha uzun yıllar adından söz ettirecek gibi (bakalım frikik golü de atabilecek mi?).
Hollanda harika Futbol oynamıyor belki ama iyi pas yapıp rakibi çok iyi afallatıyorlar. Van Nistelrooy vasat oyununa rağmen Van der Sar'ın , Sneijder'in, Kuyt'ın, Robben'in, Engelaar' ın ve tabi ki van Bronckhorst' un harika oyunları Hollanda yı turnuva nın en iyi ekibi yapıyor. Yedek kulubesinde yosun tutan Huntelaar ı umarım 1 kez de olsa izleriz.
9 Haziran 2008 Pazartesi
Oha!! Burda oynamam ben !!

Klasik bir milli maç gerilimiyle başladık. Hazır Portekiz de yenmişken hadi bi yenelim de ümitlenelim diyorduk. Maç başladı, her zamanki gibi dağınık bir görüntüyle çıktık sahaya . Hemen başlarda biraz istekli göründük . Öyle olunca da bi yoksa dedik ama sonrasında yağmur bastırınca, sokak aralarındaki maçlara döndü oyun. Sahayı ısrarla normal gibi gören milli takım topu hiç havalandırmadan yerden sürümeye çalışarak hücüma çıkmaya çalıştı, çoğunda da savunmaya değil suya takıldılar. İlk yarının sonuna kadar etkili olan yağmur da İsviçrelilere yaradı ve hak ettikleri bir gol attılar. Ha bu arada golde Hakan Yakın'ın hareketleri ilginçti , önce sevindi sonra Podolski geldi heralde aklına sevinmemek için kasıla kasıla kendi sahasına döndü. Neyse 2. yarı iyi bir şey yaptı Fatih Terim ultra teknik (!) oyuncularımızdan Tümer i tam olarak onun yerine oynayabilecek kişi olan Mehmet Topal la değiştirdi(?). Tabi Gökdeniz de o suda bi kaç kez boğulma tehlikesi atlattığı için Semih le değiştirildi.

Bu değişikliklerden sonra zemin de düzelince 2. yarı bizim için olumlu başladı. biraz bastırdık ama yine golü bulamadık sonra H. Balta ,Semih in ayağına cuk diye oturacak bir pas attı ama ofsayt gerekçesiyle Semih in ağlara tepiklediği top gol değeri kazanmadı. Ardından cılız İsviçre atakları oldu sonrada Semih e açılan güzel ortaya Semih çok iyi vurdu ve beraberliği yakalamamız sağladı. Ardından golün gazıyla biraz daha yüklendik ama gerek kötü ortalar gerek kondisyon eksikliğinden kaynaklanan saçma sapan top kayıpları ile sağlam bi baskı yedik. Neyse ki bu baskıyı atlattık ve son saniyelerde Arda nın golü geldi. Bu yıl Saraçoğlu ndaki maçta Batuhan demişti ya "Golü attıracağıma kendim atarım kral olurum diye " İşte Arda da tam olarak bunu yaptı, daha müsait pozisyon yaratılabilirdi ama Arda kral olmayı istedi ve oldu . Ne diyelim tebrikler Milli takım!
Sonuç olarak Frei İsviçre için ne kadar önemliymiş onu gördük. Bir de Fatih Terim in Tuncay Nihat ve Tümer aşkları geçmesse takımın bu oyununa sevinmek zorunda kalırız.Ha bir çift sözümde bu işe bu kadar para harcayan Atv ye. Bir kanal nasıl olurda yağmur yağıyor diye hatlarda kesiklik yaşayabilir. Her şeyi geçtim İstanbul dan anlatan spiker inanılmaz ruhsuzdu. Spor haberlerini de böyle anlatıyor o. Ha tabi bi de normal yayını keserek araya soktukları Terim enstanteneleri de insanda acaip buhranlara yol açıyor. Neyse artık!
Ayrıca bu blog işinin erbablarından Aceto ya da döndüğü için teşekkürler. İyi ki varsın be Aceto:D
Orlando s Magic

Veeeee biz ilk maçımıza çıktık diyemeden, portakallar beni futbol adına ümitlendirdi. Dakika dakika konuşmaya gerek yok, bildiğiniz Hollanda vardı sahada bir de mavi t-shirt lü 10 adet İtalyan. Sonuçta 2 güzel golle(ve bir ofsayt golüyle) Hollanda 3 puana uzandı. Kısaca tat verdi bu Portakal.
Maçtan neler bekliyoduk peki; milli tecrübesi az olan engelaar ın tökezlemesini , Toni nin kıçını Hollanda savunmasına dayayıp arkadan gelen Camoranesi ye Pirlo ya güzel toplar çıkarmasını veyahut dönüp kendisinin vurmasını bekliyorduk. Ama bu olayların hiç biri olmadı en iyi halindeki Vieira dan bile iyi oynadı Orlando Engelaar. Toni zayıf Hollanda savunmasını hiç beklemediği kadar zinde buldu ve iyi pozisyon alamadı. Dolayısıyla da son 15 dk hariç italyanlar saçma sapan ataklar yapmak zorunda kaldılar.
Ha tabi Hollanda yı şöyle bir gözden geçirirsek; van der Sar, Sneijder, Engelaar ve van Bronckhorst çok iyi iş çıkardılar. Sneijder in yılların forvetiymişcesine bir refleksle gönderdiği top çok çok güzeldi. Kuyt çok iyi alan daralttı iyi pas aldı aynı şekilde iyi dağıttı çıkmadan önce oyunun ödülünü alıcaktı bir golle ama olmadı ; top Buffon dan döndü o da dönen top Giovani nin kafasına postaladı ve böylece 2 asistle kenara gelmiş oldu. Van der Vaart istekli idi ama çok iyi toplar alamadı onun yerine kendisi çok güzel toplar attı.(Ör: van Nistelrooy a verdiği harika pas) Savunma genel anlamda iyiydi Ooijer Mathijsen nerdeyse hiç hata yapmadı önlerinde Engelaar havadan top gelmesine izin vermeyince iyice rahatladılar. Boulahrouz ve van Bronckhorst çok formda göründüler, sonlarda giren Heitinga oyuna pek sıcak olmadığı için küçük hatalar yaptı ama pahalıya patlamadı onlarda. Kalede van der Sar harikaydı belki maçı getiren bir kurtarış yaptı Pirlo nun frikiğinde. Gelelim bence gecenin asıl Kahramanına; Wesley Sneijder. Nerdeyse ajax II den beri takip etttiğim güzide insan harikalar yaratmadı öyle çok ama saha görüşü takımı kontrol edişi gerçekten çok çok iyiydi. 1. ve 2. gollerde inanılmaz vuruşlar yaptı, v.d. Vaart la çok iyi bir ikili olacaklar gibi turnuvanın geri kalanında. Van Persie girdiği bölümde oyun zaten ağırlaşmıştı kontraataklarda etkili olabilmesi için girmişti gerçi.Bunda da gayet başarılı göründü. Hollanda da gecenin kendini belli eden görünmez kahraman ise kesinlikle Twente li Engelaar dı. Şöyle örnekleyebiliriz yaptıklarını " Top boşta kalıyor... Engelaar geldi ve aldı, Uzun top , Engelaar vuruyor kafayı ;italyanlar şimdi geliyor pas hatası top Engelaar da kaldı; Camoranesi Engelaar la mücadelesi top Engelaar da kalıyor." İşte tam olarak böyle oynadı Engelaar nerdeyse tüm pozisyonları o kesti. Yalnız ilk yarıda hücuma katılımı sağlıycak topları bir türlü atamadı ikinci yarıda Sneijder ona biraz daha yaklaşınca zaten acaip şeyler olmaya başladı.
Ha tabi Hollanda yı şöyle bir gözden geçirirsek; van der Sar, Sneijder, Engelaar ve van Bronckhorst çok iyi iş çıkardılar. Sneijder in yılların forvetiymişcesine bir refleksle gönderdiği top çok çok güzeldi. Kuyt çok iyi alan daralttı iyi pas aldı aynı şekilde iyi dağıttı çıkmadan önce oyunun ödülünü alıcaktı bir golle ama olmadı ; top Buffon dan döndü o da dönen top Giovani nin kafasına postaladı ve böylece 2 asistle kenara gelmiş oldu. Van der Vaart istekli idi ama çok iyi toplar alamadı onun yerine kendisi çok güzel toplar attı.(Ör: van Nistelrooy a verdiği harika pas) Savunma genel anlamda iyiydi Ooijer Mathijsen nerdeyse hiç hata yapmadı önlerinde Engelaar havadan top gelmesine izin vermeyince iyice rahatladılar. Boulahrouz ve van Bronckhorst çok formda göründüler, sonlarda giren Heitinga oyuna pek sıcak olmadığı için küçük hatalar yaptı ama pahalıya patlamadı onlarda. Kalede van der Sar harikaydı belki maçı getiren bir kurtarış yaptı Pirlo nun frikiğinde. Gelelim bence gecenin asıl Kahramanına; Wesley Sneijder. Nerdeyse ajax II den beri takip etttiğim güzide insan harikalar yaratmadı öyle çok ama saha görüşü takımı kontrol edişi gerçekten çok çok iyiydi. 1. ve 2. gollerde inanılmaz vuruşlar yaptı, v.d. Vaart la çok iyi bir ikili olacaklar gibi turnuvanın geri kalanında. Van Persie girdiği bölümde oyun zaten ağırlaşmıştı kontraataklarda etkili olabilmesi için girmişti gerçi.Bunda da gayet başarılı göründü. Hollanda da gecenin kendini belli eden görünmez kahraman ise kesinlikle Twente li Engelaar dı. Şöyle örnekleyebiliriz yaptıklarını " Top boşta kalıyor... Engelaar geldi ve aldı, Uzun top , Engelaar vuruyor kafayı ;italyanlar şimdi geliyor pas hatası top Engelaar da kaldı; Camoranesi Engelaar la mücadelesi top Engelaar da kalıyor." İşte tam olarak böyle oynadı Engelaar nerdeyse tüm pozisyonları o kesti. Yalnız ilk yarıda hücuma katılımı sağlıycak topları bir türlü atamadı ikinci yarıda Sneijder ona biraz daha yaklaşınca zaten acaip şeyler olmaya başladı.
Neyse geçelim beğenmediklerime1)Nigel De Jong: Sahada yok gibiydi ya da Engelaar ın performansının yanında onun da bizim gibi ağzı açık kaldı ve düzgün bir oyun ortaya koyamadı. Hücumda da etkisizdi , savunmada da fazla top kazanamadı . Robben dönerse yedeğe çekilmesi muhtemel isim o; tabi fazla hücumcu oluyo takım ama olsun Hollanda savunmayla deiğil golle kazanacak gibi duruyor. Gelelim bence gecenin en büyük hayal kırıklığına. Kim o? Tabi ki Ruud Arif Şükür ya da bildiğiniz Van Nistelrooy. Takımda tek forvet olarak genç formda manyak yetenekli bir huntelaar varken yaşına hürmet oynuyor diye düşündürttü. Buffon a karşı 1e1 2 pozisyondan faydalanamadı top ayağına kaleden biraz uzak gelince saçma sapan hareketler yaptı ( 10 kişinin arasına dalmak garip şutlar çekmek vs). Sonuçta umarım van Basten onun egosunu da fazla zedelemeden forvette değişikliğe gider van Persie veyahut Huntelaar daha çok gole imza atar gibi duruyor. Neyse unutmuşum genç Affellay dan söz etmeyi. İbrahim de fazla göze batmadı sağ kanattan kendi getirdiği topta yaptığı vuruş etkileyiciydi ama o kadar.
Her neyse sonunda bi takım gerçekten zevk verdi. Darısı milli takımın başına sevgiler
Her neyse sonunda bi takım gerçekten zevk verdi. Darısı milli takımın başına sevgiler
26 Mayıs 2008 Pazartesi
Sıpa '98

Yıl işte yazdığım gibi 1998. Hatırladığım kadarıyla güzelce bi Pazar günüydü. Schumi hayvani Macaristan performansını yeni yapmış, şampiyona da tekrar iddialı bir görünüm çiziyor. Neyse normale yakın güzel bi sıralamadan sonra. Herkes yerlerini almış start verilecek ama çok ıslak pist hemde çok çok, neyse starttan sonra o çok kaza olması beklenen ilk viraj normal bir şekilde dönülünce herkes rahatlıyacak ki, sahneye Coulthard çıkıyor. Nasıl olduğunu anlamadığımız bir şekilde onca su perdesinin arasından birden; gri arabasıyla duvara doğru gitmeye başlıyor İskoç pilot. Sonrası malum 5 pilot sadece kazaya karışmadan basıp gidebiliyor geriye ortalıkta tartışan pilotlar, yüzlerce araba parçası vs vs vs kalıyor.

40 dk civarında herşeyi temizliyor belçikalılar . Ardından tekrar start veriliyor ama bazı takımların sadece 1 arabası katılabiliyor (o zamanlar yedek araba kavramı vardı, 2 arabanızda mahvolmuşsa iptal edilen startta birini seçmeniz gerekiyodu, o kararı vermesi gereken takımlar şunlardı;Stewart, Prost, Arrows ve Tyrrell) Her neyse start verildi sonuçta. Ama bu startta da ,sanırım Herbert tı, Hakkinen e geçirince ortalık biraz karışıyor ama sonuçta yarış dışı kalan tek isim Hakkinen oluyordu.(tekrar start verilsede zaten Mclaren Hakkinen e araç veremezdi ) Güvenlik Aracı eşliğinde birkaç turdan sonra Start tekrar veriliyor ama ağır yağmur altında belki de en temposuz yarışlardan biri koşuluyordu. Schumacher manyak ötesi bir performans sergiliyor ve 2. ile farkı 45 saniye civarına çıkarıyordu. Ama sonra olan oldu ve büyük bir saçmalık sonucu Schumi, Coulthard a arkadan geçirdi. 3 tekerlekli Ferrari si ile kalakalan Schumi aracı o halde pite getirdi ve orada bıraktı(zaten süspansiyonlarındipten koptuğu düşünülürse fazla ıslanmamak amacıyla Schumi böyle bir şeyi yapmış olabilir.) Neyse sonra Schumi Mclaren garajına falan yürüdü ,Coulthard ı dövmek için ama araya girenler falan kurtardı Coulthard.
Böyle böyle yarış sonlandığında şöyle bir tablo vardı:

Pos- Pilot- Takım - Zaman - Grid
1-Damon Hill Jordan Mugen Honda 1:43'47.707 3
1-Damon Hill Jordan Mugen Honda 1:43'47.707 3
2-R.Schumacher Jordan Mugen Honda + 0.932 8
3- Jean Alesi Sauber Petronas + 7.240 10
4-H.H. Frentzen Williams Mecachrome + 32.243 9
5-Pedro Diniz Arrows + 51.682 16
6-Jarno Trulli Prost Peugeot + 2 Tur 13
7-D.Coulthard McLaren Mercedes + 5 Tur 2
8-Shinji Nakano Minardi Ford + 5 Tur 21
Finiş Göremeyenler
G. Fisichella Benetton Playlife Kaza 26. Tur
M.Schumacher Ferrari Kaza 25.Tur
G. Fisichella Benetton Playlife Kaza 26. Tur
M.Schumacher Ferrari Kaza 25.Tur
E. Irvine Ferrari Spin 25.Tur
E. Tuero Minardi Ford Vites k. 17.Tur
J.Villeneuve Williams Mecachrome Spin 16.Tur
T.Takagi Tyrrell Ford Spin 10.Tur
J.Verstappen Stewart Ford Motor 8. Tur
M.Hakkinen McLaren Mercedes Kaza 1.Tur
A.Wurz Benetton Playlife Kaza 1.Tur
J.Herbert Sauber Petronas Kaza 1. Tur
R.Barrichello (Stewart Ford), O. Panis (Prost Peugeot), M.Salo (Arrows) ve Ricardo Rosset (Tyrrell Ford) yukarıda bahsettiğimiz yedek araç durumundan ilk kazadan sonra araç bulamayınca yarışa başlayamadılar.
Neyse benim diyeceğim bu Coulthard da ne ballıymış be kardeşim. Benim gördüğüm bu adam ne zaman diplere sonlara düşse bi şekilde yükselip ilk 7 ye girerek bitiriyor yarışı (Tıpkı o ünlü Bernoldi nin arkasında asırlarca kaldığı 2001 Monaco gibi. onda da 5. olmuştu mesela) Anlaşılan McLaren in yedek aracı baya sağlammış.:D Eddie Jordan da böyle sevinmiş zamanında...

Schumacher vs Coulthard:


23 Mayıs 2008 Cuma
Ceyar ama dallas taki değil

Son zamanlarda PS3 te 2K8 oynuyoruz da bu üstteki herifi nasıl yapmışlar öyle yahu. Bildiğimiz j.r Smith oysa ki şu takımın 3 lük yükünü çeken 19 dakika da 12 sayı ortalaması olan adam yani kötü bir şeymiş gibi dedim de ben de oyundan sonra dikkat ettim. George Karl bu adamı neden oynatmaz anlaşılır gibi değil. Şu ortalamalarla 1 iverson 2 Smith 3 Carmelo oynatılamaz mı? Bence oynatılır ve hatta süper olur neyse bi şeyi var demek ki saçını falan beğenmiyo heralde george karl maçtan önce git boz şunu diyo, bu bozup geldiğinde maç başlıyo falan. Sonra oyuna girdiğinde terleyince (banyo yaptıktan sonra saçınıza ne şekil verirseniz kalıyo ya ordan yola çıkarak söylüyorum) saçı tekrar eski halini alıyo tabi Karl da görünce direk çıkarıyo. Öyle öyle adamcağız yarım maç bile oynayamıyo. Neyse diyeceğim şudur ki sıkı bi şekilde 2K8 oynuyorsanız ve franchise ınızda "bi lebron um eksik kaldı salary cap te kötü naapcam " diyosanız bu adama saldırabilirsiniz. Oyunda küçük beden lebron gibi oynuyo yani 3lükler falan özelliği görünüyo da manyak smaçları da var. Bi de genç olduğu düşünüldüğünde tadından yenmez gibi duruyo.

Neyse bence siz şöyle de yapabilirsiniz Paul- Kobe- LeBron-Dirk-Amare. George Karl misali bunu da benchte tutmak fena bi fikir değil.
Kimi yi neden sevelim ki
Adamı öven bi yazı yazıyım diyecektim gitti ,arkadan çarptı Sutil e mahfetti adamın yarışını. Ulan Kimi niye bu kadar şanssız ve dengesizsin be Abi!!
22 Mayıs 2008 Perşembe
yuro 2008 teki Hollanda

Oraya yazmışken aklıma geldi bizim euro 2008 i avro diye telafuz etmemiz gerekmez mi? Her neyse bakalım şu C grubuna kimler varmış. Grup son dünya kupasının finalistleri İtalya ,Fransa , şampiyonaların şanssız takımı Hollanda ve son olarak son dönemde tekrar yükselişe geçen Romanya dan oluşuyor. Çok sevdiğimden ötürü Portakallarla başlıyım dedim;
Daha önce bu kupayı 1 kez kucaklayıp evine götüren turuncular. Her zaman olduğu gibi yine iyi bi kadroyla şampiyonaya geliyorlar. Kalelerinde van der Sar ,yedek olarak daTimmer ile Stekelenburg var. Stekelenburg u oldum olası sevmişimdir ama sanırım hiç bi zaman iyi bir kaleci olamayacak kendisi.Zaten gençlerden Tim Krul büyük ihtimalle ,van der Sar gibi bi 10 küsür yıl bu takımın kalesini korur.
Daha önce bu kupayı 1 kez kucaklayıp evine götüren turuncular. Her zaman olduğu gibi yine iyi bi kadroyla şampiyonaya geliyorlar. Kalelerinde van der Sar ,yedek olarak daTimmer ile Stekelenburg var. Stekelenburg u oldum olası sevmişimdir ama sanırım hiç bi zaman iyi bir kaleci olamayacak kendisi.Zaten gençlerden Tim Krul büyük ihtimalle ,van der Sar gibi bi 10 küsür yıl bu takımın kalesini korur.

Hollanda savunmada sorun yaşayabilir gibi duruyor.Çünkü şu koca kadroda sadece 5 savunma oyuncusu var. Onlar da Heitinga Ooijer Melchiot Bouma ve Mathijsen . Fena oyuncular değil bunlar ama kadroda 4 kaleci varken 5 savunma oyuncusu çok enteresan gerçekten. Ha deseniz bana seç bakıyım şuraya 3-5 savunma oyuncusu ben de pek seçemem ama Ajax tan Emanuelsson u alabilirmiş gibi geldi gerçi o da çok matah değil de (ki zaten Marco da beğenmemiş olacak ki 30 kişilik kadroyu indirirken Jaliens le beraber Urby i de postalamış).Her neyse bu savunma olayını van Basten e bırakalım ve orta sahaya geçelim.

Orta sahada Hollanda turnuvanın en güçlü takımlarından biri 2 tane süper oyuncu bulunduruyorlar bu alanda, Sneijder ve van der Vaart. Bu 2li daha önce Ajax ta beraberdiler van der Vaart süper sol ayağıyla Sneijder se 2 ayağıyla birden dikkat çekiyor. van der Vaart bu turnuvada iyice patlayabilir, Sneijder in pek öyle bişi yapabileceğini sanmıyorum ama Nike reklamındakinin aksine tüm maçlarda duran topları o kullanabilir (Adidas la anlaşmalı olduğu için van Persie yok o reklamlarda ama kendisi de el atabilir bu frikik olayına, gerçi o anki duruma bağlı sonuçta Robin de bazen fena çakmıyor). Orta sahada diğer elemanlar de Jong, Engelaar , Landzaat , van Bronckhorst, Afellay ve de Zeuw.Van Bronckhorst hakkında konuşmaya gerek yok adam takımın en tecrübeli oyuncusu van der Sar dan sonra onu geçtim hala iyi oynayabiliyor. Onun yanında Engelaar Twente şampiyonlar ligine giderken çok önemli işler yaptı kaptan olarak, gerçi süs diye alınmış gibi duruyo bu kadroda ama van Basten bu belli olmaz oynatabilir. De Jong da kaliteli bir oyuncu, onu Hamburg da bazen savunmada da izliyorduk. Belki van Basten bunu da düşünmüş olabilir. Landzaat ise benim çok sevdiğim bir oyuncu aslında ama onun da fazla oynayacağını düşünmüyorum tıpkı Afellay gibi. Kısaca Hollanda orta sahası v.d.Vaart Sneijder de Jong ve Van Bronckhorst dan oluşur gibi. Tabi forvet görünen Robben de oraya girebilir.Ama ben Maduro neden çıkarıldığını anlamadım heleki Seedorf un sakatlığında güçlü fizikli oyunu koordine edebilecek bi orta saha gerekli olabilirdi ama o da kadrodan çıkarılmış.

Robben e gelmişken Forvetlerden bahsedelim. Öyle isimler var ki burada hepsini tek tek Avrupa daki büyük takımlarda yıldız diye oynatabiliriz. Hatta açalım FM yi koyalım bakalım şunlardan birini bakalım napıyo. Her neyse bu süper adamlar şunlar Ruud van Nistelrooy, Klaas-Jan Huntelaar, Jan venegoor of Hesselink, Arjen Robben , Robin van Persie, Ryan Babel ve Dirk Kuyt . Koevermans da vardı burda ama çıkarıldı. Yani durum öyle birşey ki ben olsam bunların hepsini aynı anda sahaya sürerdim.Teker teker değerlendirir isek; Robben son zamanlarda Real de hiç de fena değildi, Ruud sezonun genelinde çok iyiydi, Hesselink hep işini yapan bi hale sahip ki yapıyor da , Babel kesinlikle çok iyi bir oyuncu hem çok iyi vuruyor toplara hem de hızlı 2si 1 arada gibi birşey, van Persie yi ben 11 e sırf sol ayağı için alabilirim ya da bacağını sahaya atalım orda bulunsun kesin işe yarar, aralarında en kazma bulduğum ,Babel in takım arkadaşı, Kuyt da niye var olduğunu anlamadığım biri ,çok beleşçi , öyle sivrilen bi özelliği de yok bence ama oynatılabilir beleşçilik iyi bir şey sonuçta (Ukrayna maçında öyle bir kafa golü attı ki ohaa diyebildim.Birşeyler varmış demek ki bunda da:D). Tabi son olarak Huntelaar ,takımdaki en formda oyuncu 34 maçta 33 gol attı Eredivisie de ,adam zaten Ajax ta 82 maçta 70 gol atmış. Eğer bu yıldızlar arasına giremesse çok yazık olur. Komple bir forvet zaten Huntelaar kafa, ayak, göz, kol her şekilde gol atabiliyor sahada olması yeterli takımda ki en yakışıklı kişide bence o bu arada her neyse.

Bi yerlere bağlıyalım bu Hollandalıları. Büyük ihtimal 4-3-3 oynayacaklar(PES öyle diyor en azından) ama kadro bir muamma (savunma ve kale hariç; gerçi savunmada da 5 ihitmal var ya neyse). Bu gencimsi kadroyla Hollanda nın önü açık ama ilerisi için. Bu turnuva da bi halt yiyemezler gibi geliyo bana. Van der Vaart, Sneijder, Robben, van Persie, Heitinga, Huntelaar ,van Nistelrooy gibi oyuncular zaten iyiler ama uluslararası arenada bence daha yeterli değiller ha olurda hepsi bi kademe yükseltir kendini, şampiyon bile olurlar. Ama benim tahminim bu gruptan çıkarak( kendilerinden beklenmeyeni yapıp) noktayı çeyrek finalde koycaklar.
Landzaat kadrodan çıkartılmış ,4 kaleciden biri de gidecek adını pek idrak edemediğim için yazmıyorum bi de savunmadan birileri çıkarılcak deniyo da bu savunma bolluğunda allah akıl ihsan eylesin diyorum ben. Ayrıca Ukrayna maçı çok umut vadediciydi ama bence yine de çeyrek en fazla.
21 Mayıs 2008 Çarşamba
Ters köşe

"Ronaldo ve 1-0 önde Brezilya, Hollanda karşısında... Gol tekrar ekranlarınızda; Ronaldo topu van der Sar'ın bacakları arasından yolluyor, güzel bir gol...." Bu ona dair hatırladığım ilk şey. Bu golden sonra Kluivert ile 87 de bir gol bulan hollanda, Fransa 98 de yarı final maçını uzatmaya götürdü. Uzatmada dönemin altın gol kuralının uygulanmasını sağlayacak bir gol olmayınca maç penaltılara gitti tıpkı bugün ki gibi! O gün Brezilya Dunga ve Ronaldo yla golleri atmış hollanda da Bergkamp ve Frank de Boer ile onlara karşılık vermişti. Ardından, önce Emerson attı, Cocu kaçırdı; sonra da Rivaldo attı, Ronald de Boer kaçırdı. Böylece Hollanda bir kez daha üzülen taraf oldu. Ama ben tuttuğum turunculu takımın elenmesine çok üzülmüş ekrana öyle bakakalmıştım. Ekranda o vardı, Edwin van der Sar ağlıyordu. İşte o an kendisi gönlümde apayrı bir yer etti.
Turnuva sonrası 1 yıl daha Ajax da kaldı Edwin, ardından büyük beklentilerle juve'ye gitti. Tabi o arada bir kez daha Euro 2000 de yarı finalde penaltılarla elendiler; van der Sar hiç yanlış köşeye atlamamasına rağmen sadece 1 penaltıyı kurtarabilmişti. Juve kariyerinin büyük bir fiyaskoyla sonuçlanmasının ardından büyük bir sürprizle Fulham a gitti. Orada inanılmaz performanslar çıkardı ve Schmeichel'dan beri kaleci sorunu çeken Manchester onu aldı. Kariyerinin son baharında en olgun döneminde manchester kalesine ilaç gibi geldi 2 lig şampiyonluğu yaşadı kırmızılarla. Sonra da 21 mayıs günü moskova da kaledeki yerini aldı. 1. yarının sonunda şanssız bir gol yedi ardından chelsea bastırdı ama onu geçtikleri anlarda direğe takıldılar sonra maçın uzadığını belirten düdük geldi. Yaklaşık 40 dakka sonrasında da aynı düdük maçın penaltılara gittiğini belirtiyordu. Önce Tevez ve Ballack attı. Ballack ın golünde doğru yere atladı yine Edwin; onun daha önce hiç ters köşeye yatmadığını düşünen ben önce Belletti nin van der Sar ı ters köşeye yatırdığı penaltısıyla sonra da Ronaldo nun kaçırdığı penaltıyla üzülüyordum. sonra 5. penaltılar geldi. önce Nani attı ve topu ağlarla buluşturdu. Sonra kaptan Terry geldi. Gerildi ,yağmur çok şiddetliydi ben içimden van der Sar bu kez kurtaracak derken Terry, van der Sar ı ters köşeye yatırdı ama direği geçemedi. Tam vuruş esnasında ayağı kaymıştı. Sevinçten "işte be işteee bee" diye bağırırken Anderson ve Kalou golleri attı. 7. penaltı için Giggs geldi; arkadaki kameralardan birini devirerek topu ağlarla buluşturdu. ardından Anelka geldi topun başına, sürekli "hadi be Edwin!" diye elimi koltuğa vuruyordum. Ekranda Edwin inde ellerini sertçe birbirine vurduğunu görünce "Kurtarır bunu, kesin kurtarır" dedim. Sonra Anelka geldi , çok kötü bir vuruşla topu van der Sar ın sağına yolladı ama kendisine güvenen edwin yine doğru tarafa yatıp topu tuttu. Şampiyon belliydi; Manchester United.
Daha önce de yaşadı bu duyguyu Edwin (94-95 te Ajax ın efsanevi daha sonra milli takımın iskeletini oluşturacak kadro ile hatta yine penaltılarla). Ama hiç böyle hissetmemişti. O rahatlığıyla herkesi yanına çağırdı; zaten herkes de geliyordu. hep beraber kucaklaştılar sevindiler Anderson ve Nani saçma sapan danslar yaptılar. Ama Edwin kahramandı belki de kariyerinde son kez doya doya yaşadı herkes içiçe iken o başka bir tribüne doğru koşup taraftarla buluştu. Töreni beklerlerken kameraya da dil çıkardı hatta. Sonra sırayla madalyaları aldıktan sonra kupayı kaldırdılar. Herkes sırayla kupayı tutup öpüp kaldırıyordu. Sıra ona geldi , kupayı öptü ve kaldırdı. duyabildiğim kadaıyla en büyük uğultuyu da o koparttı. 27 yaşında dünya kupasında gözyaşlarına boğulan Edwin, bu sefer mutluydu. Normal bir maç çıkarmıştı ama kahramandı o penaltıyı kurtararak.Bundan sonra ne söylenir ki ;Tebrikler Edwin yine doğru köşeye atladın...
Turnuva sonrası 1 yıl daha Ajax da kaldı Edwin, ardından büyük beklentilerle juve'ye gitti. Tabi o arada bir kez daha Euro 2000 de yarı finalde penaltılarla elendiler; van der Sar hiç yanlış köşeye atlamamasına rağmen sadece 1 penaltıyı kurtarabilmişti. Juve kariyerinin büyük bir fiyaskoyla sonuçlanmasının ardından büyük bir sürprizle Fulham a gitti. Orada inanılmaz performanslar çıkardı ve Schmeichel'dan beri kaleci sorunu çeken Manchester onu aldı. Kariyerinin son baharında en olgun döneminde manchester kalesine ilaç gibi geldi 2 lig şampiyonluğu yaşadı kırmızılarla. Sonra da 21 mayıs günü moskova da kaledeki yerini aldı. 1. yarının sonunda şanssız bir gol yedi ardından chelsea bastırdı ama onu geçtikleri anlarda direğe takıldılar sonra maçın uzadığını belirten düdük geldi. Yaklaşık 40 dakka sonrasında da aynı düdük maçın penaltılara gittiğini belirtiyordu. Önce Tevez ve Ballack attı. Ballack ın golünde doğru yere atladı yine Edwin; onun daha önce hiç ters köşeye yatmadığını düşünen ben önce Belletti nin van der Sar ı ters köşeye yatırdığı penaltısıyla sonra da Ronaldo nun kaçırdığı penaltıyla üzülüyordum. sonra 5. penaltılar geldi. önce Nani attı ve topu ağlarla buluşturdu. Sonra kaptan Terry geldi. Gerildi ,yağmur çok şiddetliydi ben içimden van der Sar bu kez kurtaracak derken Terry, van der Sar ı ters köşeye yatırdı ama direği geçemedi. Tam vuruş esnasında ayağı kaymıştı. Sevinçten "işte be işteee bee" diye bağırırken Anderson ve Kalou golleri attı. 7. penaltı için Giggs geldi; arkadaki kameralardan birini devirerek topu ağlarla buluşturdu. ardından Anelka geldi topun başına, sürekli "hadi be Edwin!" diye elimi koltuğa vuruyordum. Ekranda Edwin inde ellerini sertçe birbirine vurduğunu görünce "Kurtarır bunu, kesin kurtarır" dedim. Sonra Anelka geldi , çok kötü bir vuruşla topu van der Sar ın sağına yolladı ama kendisine güvenen edwin yine doğru tarafa yatıp topu tuttu. Şampiyon belliydi; Manchester United.
Daha önce de yaşadı bu duyguyu Edwin (94-95 te Ajax ın efsanevi daha sonra milli takımın iskeletini oluşturacak kadro ile hatta yine penaltılarla). Ama hiç böyle hissetmemişti. O rahatlığıyla herkesi yanına çağırdı; zaten herkes de geliyordu. hep beraber kucaklaştılar sevindiler Anderson ve Nani saçma sapan danslar yaptılar. Ama Edwin kahramandı belki de kariyerinde son kez doya doya yaşadı herkes içiçe iken o başka bir tribüne doğru koşup taraftarla buluştu. Töreni beklerlerken kameraya da dil çıkardı hatta. Sonra sırayla madalyaları aldıktan sonra kupayı kaldırdılar. Herkes sırayla kupayı tutup öpüp kaldırıyordu. Sıra ona geldi , kupayı öptü ve kaldırdı. duyabildiğim kadaıyla en büyük uğultuyu da o koparttı. 27 yaşında dünya kupasında gözyaşlarına boğulan Edwin, bu sefer mutluydu. Normal bir maç çıkarmıştı ama kahramandı o penaltıyı kurtararak.Bundan sonra ne söylenir ki ;Tebrikler Edwin yine doğru köşeye atladın...
evet, şimdi youtube var. Van der Sar italya ya karşı 2 kez ters köşeye yatmış (pesotto nun ve totti nin penaltılarında) zaten 4 penaltı atmıştı italya. brezilya ya karşı da 2 kez terso olmuş edwin. Olsun ben başka türlü hatırlamaktan mutluyum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)